Bölgemizde giderek artan askeri gerilim ve savaş ihtimali, bir kez daha göstermektedir ki güç mücadeleleri ve jeopolitik hesaplar halkların yaşam hakkını doğrudan tehdit etmektedir.
Oysa savaşlar kader değil, siyasi tercihlerdir.
“Güvenlik”, “demokrasi” ya da “istikrar” söylemleriyle meşrulaştırılan askeri müdahalelerin bedelini siviller ödemektedir. Çocuklar, hastalar, yaşlılar, emekçiler… Savaş; sağlık sistemlerini çökertir, insani krizleri derinleştirir ve kuşaklar boyu sürecek travmalar üretir.
Nükleer silahların varlığı başlı başına insanlık için varoluşsal bir tehdittir. Bu tehdit hiçbir ülke için meşru kabul edilemez. Güç dengeleri üzerinden şekillenen silahlanma yarışı, insanlığı daha güvende değil daha kırılgan hale getirmektedir.
Adamızın coğrafi ve askeri konumu nedeniyle bölgesel gerilimlerden etkilenme riski büyüktür. Halkımızın ve bölgemizin yeni bir yıkımın parçası haline getirilmesini kabul etmiyoruz.
Hekimler olarak biliyoruz ki savaş; bir halk sağlığı felaketidir. Savaş; önlenebilir ölümler, kalıcı sakatlıklar, ruhsal travmalar ve sosyal yıkım demektir.
Bu nedenle barış romantik bir ideal değil; insani, etik ve tarihsel bir zorunluluktur.
Tüm tarafları askeri tırmanışı derhal durdurmaya, uluslararası hukuka ve diplomasiye dönmeye çağırıyoruz. Halkların yaşam hakkı hiçbir stratejik hesabın, hiçbir güç mücadelesinin konusu olamaz.
Barış mümkündür.
Barış gereklidir.
Barış ertelenemez.
Halkımızın ve bölgemizin geleceği için barışa sahip çıkmak ortak sorumluluğumuzdur.
Kamuoyuna saygıyla duyururuz.
Kıbrıs Türk Hekimler Sendikası (TIP-İŞ)
