Sayın meslektaşlarım, değerli konuklar, değerli basın emekçileri,

14 Mart Tıp Bayramı’nı bu yıl, bölgemizi kuşatan savaşın gölgesinde karşılıyoruz.

Biz hekimler için 14 Mart yalnızca mesleki bir bayram günü değildir. Aynı zamanda bir hatırlatma ve mücadele günüdür.

Yaşamı savunmanın, bilimi savunmanın, insanı savunmanın günüdür.

Çünkü biz çok iyi biliyoruz ki:

Savaş, insanlığın gördüğü en büyük halk sağlığı sorunudur.

Bugün dünyaya baktığımızda tablo ağırdır.

Emperyalist savaşlar sürüyor. Paylaşım adaletsizliği büyüyor. Çevre felaketleri, insan hakları ihlalleri, kadın cinayetleri devam ediyor.

İnsanlığın ortak değerleri aşınıyor.

Ne yazık ki ülkemizde de umut veren bir tablo yoktur.

Çözümsüzlük, bu ülkeyi dünyadan koparan bir belirsizlik üretmiştir. Ülkenin gerçek nüfusu açıklanmamakta, yıllardır izlenen nüfus politikaları ile gelinen durum ülke kaynaklarını yetersiz bırakmaktadır.

Nüfus bilinmeden hiçbir plan yapılamamaktadır.

Ama daha acısı ise şudur:

Plan yapmaya da niyet yoktur.

Altyapı yetersizdir. Kamusal kurumlar değersizleştirilmektedir. Ekonomik kriz derinleşirken, bedeli yine halka ödetilmektedir.

Yolsuzluk iddiaları, sahte diplomalar, siyasi kayırmacılık, peşkeş düzeni ile toplumun güven duygusu sarsılmaktadır.

Diğer yandan trafik kazaları, kadın cinayetleri, şiddet olayları, kurşunlamalar ve intiharlar toplumun üzerine ağır bir gölge düşürmektedir.

İnsanlarımız giderek umutsuzluğa sürüklenmektedir.

Bu tablo sağlık alanında da farklı değildir.

Hastanelerin açılış tarihleri sürekli ertelenmektedir. Sağlık sisteminin gerçek ihtiyaçlarına yönelik planlama yapılmamaktadır.

Bugün hekimler; hastasını yatıracak yatak bulamamaktadır, yazdığı ilaç hastane eczanelerinde bulunmamakta, istediği tetkiki yaptıramamaktadır.

Aynı hekim, plansızlık sonucu eş zamanlı olarak farklı merkezlerde çalıştırılmaktadır.

Günümüzde hastayı tedavi eden sistem değil, hekimlerin fedakârlığıdır.

Ama hiçbir sistem sonsuza kadar fedakârlık üzerine ayakta kalamaz.

Bugün hekimlerin yarısından fazlası güvencesiz kadrolarda çalıştırılmaktadır.

Uzmanlık eğitimi plansız şekilde genişletilmeye çalışılmakta, mesleğimizin geleceğini tehdit eden düzenlemeler gündeme getirilmektedir.

Tabii ki bu yalnızca hekimlerin sorunu değildir.

Bu bir halk sağlığı sorunudur.

Koruyucu hekimlik ihmal edilmiştir. Sağlık sistemi hastalıkları önleyen değil, yalnızca sonuçlarını karşılamaya çalışan bir yapıya dönüşmüştür.

Ama biz hekimler yalnızca eleştirmiyoruz. Çözümü de gösteriyoruz.

Mesleğimizin ihtiyaçlarına uygun bir Hekim Yasası istiyoruz.

Bilimsel temellere dayanan bir uzmanlık eğitimi sistemi istiyoruz.

Hekim onuruna yakışır çalışma koşulları istiyoruz.

Genç meslektaşlarımız asistan hekimlerin, angarya çalıştırılmasına, eksik iş gücünü tamamlayacak jokerler gibi görülmesine “HAYIR” diyoruz.

Siz planlamadınız diye, branşımızda tek başımıza kalıp, yılın 365 günü aralıksız görev başında kalmayı İNSAN HAKLARINA aykırı buluyoruz.

Halkın gerçek ihtiyaçlarına göre planlanmış adil, erişilebilir ve sürdürülebilir bir sağlık sistemi istiyoruz.

24 saat nöbetin ardından 32. saatte hasta bakmak zorunda kalmadığımız bir düzen istiyoruz.

Nöbet odalarında bebek emzirmek zorunda kalmayan hekim anneler istiyoruz.

Mesleğini icra ederken güvende olan hekimler istiyoruz.

Emekli olurken, yıllarca gece gündüz demeden verdiğimiz emeğin karşılığının gasp edilmesini kabul etmiyoruz.

Çünkü biliyoruz ki;

Kaliteli sağlık hizmeti, sadece teknik bir donanım veya sağlık çalışanı sayısı meselesi değildir.

Bu hizmetin arkasında; kamu kaynaklarını verimli ve halk yararına kullanan bir politik bakış, gerçek ihtiyaçlara cevap verecek bilimsel bir planlama, güvende hisseden bir hekim ile insan onuruna yaraşır bir yaşam düzeni bulunmalıdır.

Biz bu 14 Mart’ta beyaz önlüklerimizi yalnızca mesleki onurumuz için değil, bu toplumun geleceği için, dünyada barış için giyiyoruz.

Hekimlik sadece bir meslek değildir.

Hekimlik bir onurdur.

Ve unutulmasın:

Barış olmadan sağlık olmaz.

Adalet olmadan hekimlik sürdürülemez.

Mücadeleyle, dayanışmayla çoğalmaya ve yaşamı savunmaya kararlı bir duruşla,

Tüm meslektaşlarımın 14 Mart Tıp Bayramını kutluyorum.

 

Dr. Özlem Gürkut, MD

KIBRIS TÜRK HEKİMLER SENDİKASI

Başkan