8 MART: EŞİTLİK, EMEK VE ONUR MÜCADELESİ

 

Savaşların Bedelini Yine Kadınlar Ödüyor

Bugün dünyanın birçok yerinde savaşlar sürerken en ağır bedeli yine kadınlar ve kız çocukları ödemektedir. Ortadoğu’da ve dünyanın farklı coğrafyalarında yaşamını yitiren, yerinden edilen, şiddete maruz kalan kadınlar bize bir kez daha göstermektedir ki barış ve adalet olmadan kadınların güvenliği de özgürlüğü de mümkün değildir.

Emek Mücadelesine Yönelik Baskılar

Ülkemizde emek mücadelesi veren kadınlar ve erkekler baskılarla karşı karşıya kalmaktadır. Kamu hekimleri yürüttükleri sendikal eylemler sırasında idare tarafından tehdide varan baskılara maruz kalmıştır.

Diğer yandan EKTAM işçilerinin yalnızca sendikalı oldukları için işten çıkarılması, emek ve örgütlenme hakkına yönelik açık bir saldırıdır. Günlerdir sokakta haklarını arayan emekçilerin mücadelesi ise mahkemenin verdiği ara emri ile bir kez daha haklılığını ortaya koymuştur.

Sağlık Sisteminde Kadın Hekimlerin Gerçeği

Kamu sağlık sisteminde çalışan hekimler de benzer şekilde baskı ve güvencesizlik altında çalıştırılmaktadır. Kamu hekimlerinin yarıdan fazlası geçici statülerde görev yapmakta ve iş güvencesinden yoksun bırakılmaktadır. Kadın hekimler ise hem mesleklerinin ağır çalışma koşulları hem de annelik sorumlulukları arasında bırakılmaktadır.

Anne hekimler 32 saate varan nöbetler tutmakta, bebeklerini nöbet odalarında emzirmek zorunda kalmaktadır. Gebe hekimler doğumdan kısa süre öncesine kadar ağır çalışma koşullarında görev yapmakta ve uzun nöbetler tutmaktadır.

Kadınlara Yönelik Şiddet ve Kadın Cinayetleri

Kadınlara yönelik şiddet ve kadın cinayetleri dünyanın en ağır ve en utanç verici gerçeklerinden biri olmaya devam etmektedir. Birleşmiş Milletler verilerine göre dünyada her gün ortalama 137 kadın, yalnızca kadın olduğu için yaşamını yitirmektedir. Milyonlarca kadın ise şiddet, tehdit ve baskı altında yaşamaya zorlanmaktadır.

Kadınların yaşam hakkını koruyacak etkin politikaların geliştirilmemesi, koruyucu mekanizmaların yetersizliği ve cezasızlık kültürü bu tabloyu daha da ağırlaştırmaktadır. Kadın cinayetlerinin sıradanlaştırılmasına ve görmezden gelinmesine sessiz kalmak mümkün değildir.

Görmezden Gelinen Gece Kulüpleri Gerçeği

Bir başka acı gerçek ise ülkemizde yıllardır yönetenlerin başını kuma gömdüğü gece kulüpleri düzenidir. Bu mekânlarda çalışan kadınlar insan onuruna aykırı koşullar altında çalıştırılmakta, seyahat belgelerine el konulmakta ve fiilen bir sömürü düzeni içinde yaşamaya zorlanmaktadır. Yasalarımızda fuhuş yasak olmasına rağmen bu düzenin varlığını sürdürmesi, toplum olarak yüzleşmemiz gereken büyük bir çelişkidir.

Eşitlik ve Onur Mücadelesi

8 Mart bize bir kez daha hatırlatmaktadır ki kadınların eşitliği, emeğin güvencesi ve insan onurunun korunması birbirinden ayrı konular değildir.

Kadınların güvende olduğu, emeğin sömürülmediği, hak arayanların baskı görmediği bir toplum mümkündür.

Bu mücadele yalnızca kadınların değil, daha adil bir toplum isteyen herkesin mücadelesidir.

 

Kıbrıs Türk Hekimler Sendikası Yönetim Kurulu (a)

Dr. Özlem Gürkut, MD

(Başkan)